10. GÜN “BİRER YABANCIYIZ ARTIK”

S c r o l l D o w n

Kadın karşımda oturuyor. Yarım saattir hiç konuşmuyoruz. Kocaman gözleriyle sağı solu süzerken arada gözlerimin içine dikiyor bakışlarını, ben kaçırıyorum benimkileri. Gözlükleri buğulanıyor. Sessizliğimizi diğer masalardaki çatal bıçak sesleri bozuyor. Hiç konuşmadan, tartışıyoruz. Öyle anlamsız şeylerle vuruyoruz ki birbirimize, ağlayacak oluyoruz. Kalksam ayağa diye kuruyorum, ağzından öpsem, kıpkırmızı ağzından ve çıkartıp tabancamı, hızlı birer kurşun sıksam kararmış gözlerine ve çıkıp yürüsem yağmurda, ağlayarak… Yapamıyorum.

Bana küfürler ediyor, çok ayıp küfürler ediyor, hiç konuşmadan. Kaşları çatılıyor. Benim sonum bir silahın elinden olmayacak, bunu kestirebiliyorum. O kadar kolay olmayacak. Birer sigara yakıyoruz, aramız duman, göz gözü görmüyor. Başının arkasından neon ışıkları parlıyor barın. Aynı anda renklerin tümünden nefret ediyorum. Farklardan ve farklılıklardan da. Şapkalı bir A geçiyor yağmurdan, camdan içeriye, bize bakıyor, sırıtıyor. Sessizce rezil oluyoruz hepsine. Onların hepsi bize karşı, biz birbirimize.

Sonra birden akşam oluyoruz. Benim içim ani kararıyor; onun gerdanında takım yıldızlar. Yalnızlığımızdan utanarak akıtıyoruz, gençliğimizden kalan son damlaları kirli bardaklara. Her geçen saniye yoruluyoruz ellerimizi taşımaktan. O eski sinemadan hiç bahsetmiyor çocukluğumuz, ahşap ekmek sepetinden. Çamur ağlıyoruz, çamur!

Çabuk ve tedirgin sigaralar birbirleri ardına parlamaya devam ediyor, sandalyeler masalara çıkıyor, kapanıyor bar. Gidecek yerimiz olmadığından, kalacak yerimiz de olmuyor. Ceset kokan savaş meydanları gibi artık, gözümüzde bulvarlar. İçimiz büsbütün yabancı, dışımız adi ve pişman. Sonrası yine aralara bölünmüş ve birbirlerine çıkan dipsiz sokaklar. Ve tabanları aşındıran asit kaldırımları sonrası. Sonrası aşk, tek kişilik ve mağrur, hatta ıslak. Sonrasını düşünmekten vazgeçiyoruz.

Bıkkın bir çift kadın gözüyle veda zamanı. Sokaklar beni bekler… Sarhoşluğu kovalayıp, baş ağrısını bulacağım. Ya da kim bilir… Belki o eski şarkı artık ölecek, susacak kadehlerdeki şakırtı. Ben yine bileğimde olmayan saati yanlış bir zamana kuracağım ve geç kalacağım önceden hazırlanmış her şeye. Sen orada beni beklemekten sıkılacaksın. Ben vardığımda gitmiş olacaksın çoktan. Durup durup mektuplarımla dertleşeceksin. İçin hep bir yağmur tedirginliği, saçında kıvırcık kelebekler, boş bir kadeh. Karşılaşmayacağız bir daha hiçbir peronda beklerken. Görmeyeceğiz birbirimizi hiçbir loş ışıklı mekanda yudum yudum avunmaya çalışırken. Lafın özü, korkulacak bir şey kalmadı. Hepi topu birer yabancıyız artık, hepsi bu.

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku