17. GÜN “ELİNDE KALIR DELİLER (BİRAZ DAHA)”

S c r o l l D o w n

Saat dört sıfır dörtte kalbimi durdurdum, ellerimi çalıştırdım. Sokak köpekleri benden çekindi. Kirpiklerim ıslandı. Şemsiyesiz ve trençkotsuz bir yağmur aradım, apaydınlık güneşlerle vurdular. Karanlığa sığındıkça, gözümden girip beynimi deldi ışıkları sabahın, siyah gözlüklerimi aradım, bulamadım.

Aynı güne benziyordu kendimden gittiğim. Aynı rüzgardı içimden geçen; bahçelerinde büyüdüğüm kasabanın, boş şişe toplar gibi aramak seni. Aramak ve bulamamak, hepsi bana benzeyen arkadaşların arasında.

Kötü bir maziye sahip silahlar gibi suçlu, fakat çelik soğukluğunda yürüdüm evime, yol bitmedi. Mazgallarına bozuk paralar bıraktım İstanbul’un, gölgeler beni tanımadılar. Büsbütün yanılmış bir taşralıydım artık burada, aradığından çok başka bir şeye kavuşabilmiş, özlediğinden çok fazla uzakta. Karanlık, bir adam gibi gizlice girdi sokağıma, şapkalı ve gizemli bir adam gibi ve farkına vardım onun.

Farkına vardım, bilerek yuttum çevirdiği dümeni, sevindi karanlık, çocukça.

Sevinsin…

Kalbimi çıkartıp yerinden bahçedeki kurumuş ağaca astım. Şimdi böyle daha iyi o. Bendekinden çok daha iyi.

Kurulmuş bir saat gibi şaşmaz ölümler kurdum, bozdum. Her dakika içimde başka bir engele takılan zavallı kadınlar gibi sen de olmayacak bir biçimde kayboldun, gizemli kayboldun, ansızın, anlayamadım. Tutup tutup patlattığım bir küfürden öte değilsin artık.

Biraz daha cin?
(…biraz daha…)

Son sigaramı gezgin bir yağmura verdim. Sarhoşluğuna sarılıp gitti. Ben yine kimseye bir şey diyemeden geçtim sokakların içinden, kimseye ilişmeden sona doğru yürüdüm. Sağırlara söyledim, körlere oynadım. Açık açık, delirdim. Herkes gördü bunu. Herkes farkındaydı bunun. Sen de farkındasın. Yoksa her gece sarhoş geldiğin evde, silahımı ve cüzdanımı yastığın altına koyup uykumu boğazlamaya çalışırken ben, sen neden tırnaklarını yiyerek ve sigara içerek, kendi balkonunda sabahlayasın…

Neden tedirginsin her yeni fikrimde, yeniden, ilkmiş gibi?

Çünkü bir delinin neresinden tutarsan tut elinde kalacağını, yarım kalacağını elinde, biliyorsun.

Yarım kalan şeylerden hep nefret edersin…

Etmem beklenen yemini az önce unuttum. Bistroda unuttum, geceleyin unuttum, sarhoş. Bıyıklarıma yorgun bulaştı alkol köpükleri, onları, kristal birer sevap gibi parlarlarken gördüm. Ben yalnızlığımı gördüm mızıkalı bir ağustos akşamında, kimseler yoktu. Sen yine yoktun. Hiç olmamıştın. Göğüs kafesimde incecik bir kar başlamıştı.

Üşümek biraz da benim tekliğimden.

Caddelerde koşup yoruldum akşam olmadan, kendimle de hiç konuşmadım, bundan bana ne? Ben artık bir insan değilim. Daha fazla insan olamam. Olmam gereken çok şey var.

Bak, hala olmadım ben
Biraz daha cin?
(…biraz daha…)

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku