19. GÜN “SON ROUND”

S c r o l l D o w n

İlk yumruk çeneme geldi. Guguklu saat kuşları gibi fırladı dilim ağzımdan. Gong seslerini duydum. Saat 9 olmuştu. Ben karnına vurdum, ağzından kan boşaldı. Sağ elinin avucuyla sildin dudaklarını ve aynı avuç yanağımda patladı. Suratıma sıvaştı kanın, bıyıklarımda pıhtılaştı. Tadına baktım. Boynundan farklıydı. Bir yumruk da sağ gözüme dadandı. Ardarda 3 kere hem de. Kaşımdan sıcacık süzüldü yokluğun.

Her zaman fırsat bilirdin suskunluğumu, yine yaptın! Sol gözüm de sustu. Yanağıma akarken ılık ılık çok korktum senin kanınla karışacak diye ve Tanrım gözlerim! O yeşil akşamlarını bir daha göremeyecek diye. Olanca korkumla saldırdım üstüne, boşa geliyordu kroşelerim aparkatlarım! Bu kadar mı uzaktın bana. Beni sevdiğini düşünmeyi denedim. İlk raund bitti. Saat 10 olmuştu. Ben tişörtüme sildim yüzümü, sen benim geçmişime. İkinci raundu anlamadım bile. Masal kitapları ufalar gibi çalıştın beynime beynime. Puanlar sana yazıldı. Diğer tüm adamlar sana yazıldı ben yine suskun kaldım. Ama sen bundan da faydalandın.

Balgamlı bir motor gürültüsü büyüdü karanlıkta. 50 NC’ydi. Nerde olsam tanırdım bu sesi ve daha da büyüyerek yaklaştı arkamdan. GÜM! İkinci raund bitti. Saat onbirdi. Altı kemiğimin kırıldığını kaburgalarımda, hissediyordum. Ben gözyaşlarının kıyısından topladığım istiridye kabuklarını tükürdüm kovaya, sen benim geleceğimi. İhtiyar kamyonu kaldırdılar ringin ortasından, buruşuk alınlı düz bıyıklı adamlar. Halbuki çok sorumsuzdular.

Ve başladı son raund. Bu kez hazırlıksız yakalanmayacaktım. Gülümsedin diye omuzlarımı sana gökyüzü yapmayacaktım. Dokunmadığın yerlere umut dağıtmayacaktım. Baktığın her sabahı senin, yattığın her geceyi benim saymayacaktım. Olmadı! Sol yumruğunda topladın benden ayrı geçirdiğin her anı, ıspanaklı böreğini ve çat pat Makedonca’nı karın boşluğuma sakladın. Doldu içim. Acıdı içim.

Aylarca taşıyacaktı içim. Kustum! Ve yine sustum. En çok konuşmam gereken halde, liğme liğme ellerine, kanının, dizlerine aktığı yerde kalbini avuçladım. Ağrılar tünedi kafesin üstüne. Karanlık sövdü ana avrat, çığlıkları çizdi kulaklarımı çocukluğunun, sıktım ellerimi. Daha iyi hissediyordum atışlarını kalbinin.

Tik tak! Tik tak!

Biraz daha sıktım ve biraz daha. Sonra sana olan bütün tutkumla. GÜM! Dağıldı kalbin…
Yıkıldı kafes. Bitti her şey. Saat on iki olmuştu. Aydınlık sabahları tükürdüğün kovaya dişlerimi ve kana buladığın geçmişimi, doğduğun sokağın mazgallarına boşalttım. Kıyamadım gözlerine, camgöbeği iki misket gibi mendilime sardım. Tek ayağım aksayarak uzaklaştım olay yerinden. Hem de en zor yerinden.

‘GİTME!’ ondan geriye saydın ve BAM! Havalandı bütün acıları İstanbul’un tünedikleri çatılardan. Kanatları vurdu vicdanına, cesaretinle oynadı. Önce ben düştüm sonra dağıldı misketler…

Elli bir adım boyunca ıslık çaldın.

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku