2. GÜN “CANAN’IN MESAJI”

S c r o l l D o w n

Uyandığımda tanımadığım bir yataktaydım. Yanımdaki sırta baktım; tanıdık gelse de sabahları bütün sırtlar aynıdır. Başağrımın şiddetine bakarak ne kadar içtiğimi kestirmeye çalıştım. Elime yüzüme bulaşmış bütün bu makyaj yanımdakinin Canan olabileceği ihtimalini güçlendirdi. Emin olmak için pikeyi kaldırıp kalçalarına bakmam yeterdi ama uyanması gibi bir risk taşıyordu. Canansa sorun değildi de ya başkasıysa! O riski göze alamadım…

Usulca yataktan kalkıp yerdeki pantolonumu ve gömleğimi alarak yatak odasının dışındaki dar koridorda giyindim. Kapıdan çıktığımda yüzümü asan rutubet kokusu bazı ihtimalleri daha getirdi aklıma ki bilinçaltıma uyarsam burası benim evim bile olabilirdi. Sokağı tanımıyordum ama La Martin caddesine çıkıyordu. Kendimi Divan’a atıp Erdem’in elinden sert bir kahve içmek ve yanında suya attığı o ilaçlardan istemek bu sabah ayrı bir zorunluluktu ki gecenin kayıp kısmını belki hatırlayabilirdim. Belki beni görmüş bile olabilirdi! Vardığımda benden daha beter görünüyordu ki bu da gece birlikte olabileceğimiz seçeneğini gündeme getirdi, sormaya korktum!

Selam bile vermeden her zamanki masama oturduğumda Erdem elinde bir fincan ve köpüren bir bardakla geldi. ‘Naber?’ dedi. ‘Dün gece’ dedim, ‘beni hiç gördün mü?’. ‘En son yarımda gördüm, gözlüklü şirinin orda, elinde bir Red Label şişesi yanında kıvırcık bir hatun vardı, hoş biriydi’ dedi. Canan kıvırcık değildi, upuzun ve düz saçları vardı. O zaman yataktaki kız Canan değildi. Öyle ki yataktaki kızın da saçları kıvırcık değildi! ‘Sonra?’ dedim. ‘Sonrasını bilmiyorum, ben Gültepe’ye geçtim, olimpiyatlar varmış, Cengiz Abi aradı.’ dedi. Bu onun halini açıklıyordu ama benim soru işaretleri hala yerindeydi. Yarımda gördüm, dedi. Hatırlamadığıma göre o kadar erken kafayı yapmış olabilir miydim! Elbette ki olabilirdim…

Dün son kez şeytana uyduğumda saat beş bile olmamıştı. Kumkapı’da bir boşnak biranesinde biranın yanında barbunya pilakisiyle ve bir Boşnak kızının kocaman göz süzmeleriyle bir hayli demlendim. Kıvırcık olan o muydu acaba? Tahminim dokuz gibi Beyoğlu’na geldim. Mis Sokak’taydım ama yalnızdım diye hatırlıyorum, Boşnak kızı Kumkapı’da kaldı herhalde, yoksa o esmer komünist kız gelip karşıma oturmazdı. Acaba onun saçları kıvırcık mıydı ve neden sürekli hayatımı boşa harcadığımla ilgili öğütler veriyordu? Yavaş yavaş kafayı bulmaya başlamıştım.

‘Bir tane daha ister misin?’ dedi Erdem, kafamı aşağı yukarı salladım. ‘Ne düşünüyorsun sen ya?’ dedi. Sabah bir yerde uyandım, biri vardı hiç bişi hatırlamıyorum dedim.’ onu demiyorum’ dedi, ‘Sen ne düşünüyorsun! ‘Gece Canan’a gitmiş olma’ dedi, takıntımı biliyordu. Yok dedim sokağı tanıyamadım bu sabah. ‘Hiç ayık gittin mi ki’ dedi ‘nerden tanıcan!’ Haklısın ama o kıvırcık kimdi! Canan saçlarını yaptırmış olabilir miydi! Herşey iyice birbirine girdi. Neyse dedim boşver, kimse kim! Ya o boşnaktır ya da komünist. Sonuçta böbreklerim yerinde…

İkinci kahveyi daha bitirmemiştim ki Canan’dan mesaj geldi: “Orospu çocuğu!”.

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku