20. GÜN “GÖZLERİ OLMAYAN KADINLAR, SÖZLERİ OLMAYAN ADAMLAR”

S c r o l l D o w n

On üç gündür adımı bile hatırlamıyorum. Unuttuklarım arasında kavgalı oluşumuz yok, onu hiç unutamıyorum. Oysa ki, hatırlamak için unutmak gerek bazı şeyleri ama ben gözlerini hatırlamak için bile unutamıyorum. Her gece en olmayacak anlarda, uyanık mıyım uyuyor muyum kestirmeye çalıştığımda, odaya giriyor gözlerin. Onları unutmama müsaade etmiyorlar. Hem gelişleri güzelce değil. Yorgansı beyaz bulutların sıcaktan kavrulan tarlalara düşürdüğü gölge gibi sakin ve rahatlatıcı değil, boğazıma sarılırcasına, hesap sorarcasına, elleri kanlı geliyor gözlerin.

Korkuyorum.

Senin olmadıklarını düşünmek istiyorum. Senin gözlerin değil bunlar. Senin gözlerin yok. Yok, çünkü beni seviyorsun. Gözleri olmayan kadınlar, sözleri olmayan adamlara aşık olurlar.

Caddelerden birinde bir bistroda kendime saati sordum. Kadehim bana acıdı. Ben de ona; boş olduğu için. Sessizlikten bunaldım, ellerimden sıkıldım, biçimsiz ellerimden. Hep kan yazan, kanla yazan ellerimden. Kadehim kendini toparladı. Bıktım usandım her gece gelip tünediğim bu bar taburesinden. Hepsi birbirinin aynısı olan bu insanlardan… Nefret ettim kendimden. Şimdi tek kalemde yırtıp çıkmak geceyi, Yuri gibi yırtmak geceyi, hele bir düşün! Hele bir düş…

Bir balıkçı kahvesinden henüz çıkmıştım. Bedenim ruhumdan ayrılmıştı. Ruhumu kaybetmiştim. Hiç kimse beni tanısın istemiyordum. Bir şiir okudum bilek damarlarımdan, sessiz sessiz okudum, Turan Caddesi’ne devrilirken eski binalara doğru. Yuvarlanarak. Sonra kesip açtım damarlarımı. Kanımı simsiyah akıtıp kaçtım. Bir tek sokak kedileri gördü. Sen de görebilirdin beynimde yaşadığım bu müthiş dakikayı. Fakat yoktun. Trenin rötar yapmıştı. Garın merdivenlerinde oturmuş sigara içiyordun, Doğu Almanya’daydın. Ojelerin siyahtı, dudakların siyahtı, trenler gibi siyahtı gözlerin. Çünkü senin gözlerin yok.

Keşke orada değil, burada olsaydın. Keşke hep yalnız dolaşsaydım bu meydanlarda. Keşke bir daha keşke demeden ölebilsem bir foseptik çukuruna düşüp.

Ne var ki asla masumca ölemeyeceğim. Ölümüm muhakkak kendi elimden olacak. Kendi elimden ve ani, kararlı, kendinden emin. Bütün kadınlarından uzak hayatımın, bir kenarda sessizce ölmek. Bir kadının peşinde zımparalanan bir ömre inat, hayatımın bütün kadınlarından uzak, bir başıma ölebilmek, dozu belirsiz kayboluşlara yükselmek ve delirmek. Herkesi kendime benzetip benzetip çıkartamamak ve delirmek büsbütün, düşünsene delirmek, elini kolunu sallayarak, kendini bir kamyon sanarak, delirmek. Ah o kalp atışlarımı hızlandıran, ölümün nefesini hissettiren o çıkışlar, uzaya fırlatılan maymunlar gibi. Oysa hiçbir maymun uzaya fırlatılmak istemiyor.

Sadece bizi rahat bırakın, yeter. Uzay sizin olsun. Bizim kendi uzayımız var.

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku