22. GÜN “NE OLUR GİTME!”

S c r o l l D o w n

Kaç otobüs kaçırdım ben, kaç tren biletini zıvana yaptın sen. Bilerek. İsteyerek. Aynı çöplüğün birer kargası gibi. Ayaklarımıza dolandı attıkları tokaları, kafalarını kazıtan bütün kızların. Gidemedik hiçbir yere. Saplandık kaldık monoton heyecanlarımızın batağına. Ama hangi bataklık bu kadar renklidir ki? Hangi bataklığın çiçekleri bu denli güzel?

Gitmeyi istediğim olmadı mı?

Defalarca.

Ne seni bırakabildim ne bana vadetmediklerini. Her seferinde göz göze geldim cam kenarlarıyla. Olmadı hiçbirinde. Ya senin denemelerin. Çok yaklaşmıştın birinde. Bana katlanamaz olmuştun, sıcaklara ve damlayan musluklara. Bu eve katlanamaz olmuştun. Kendini deniz kenarına attın, valizini almadan çıkmıştın hem de ilk kez. Ağlıyordun, Çiçekçi’den, Salacak’a kadar tuttun ama kendini.

Eminim.

Salacak’ta balıkçı halatları gibi çözüldün. Harem’e taşıdı ayakların seni. Zihnin bulanıktı. Yapamadın yine de. Yapamadın, günlerdir indirip yıkayamadığın tüller gibi. Mavi gömleğimin düğmesini marttan beri dikemeyişin, dikerken iğneyi eline batıramayışın gibi…

Gidemedin.

Ve bu gece toparlarken eşyalarını yine gidemeyeceksin. Biliyorum. Kalbin yerinden çıkacak. Sokağın duvarlarına çarpacak. Valizin koli bandıyla eğreti tutturulmuş kırık sapı canını acıtacak, bakışlarım canını acıtacak. Serinlik çıkacak, beyaz şalını unutacaksın. Üşüyünce aklına gelecek. Unutacaksın çayını bitirmeyi, sigaranı söndürmeyi, terk edişin tutuşacak. Ama sen gidemeyeceksin. Son ana kadar duyacaksın şehvetli davetlerini bilmediğin geçmişinin.

Sol kulak memeni ısıracak dört tekerlekli bir bisiklet. Mutlu aile fotoğrafları belinden çekecek. Çocukların olsun isteyeceksin, bahçeli bir evin, içmeyen bir kocan… Erken uyanacaksın bu yanılgıdan. Ne kadar istersen o kadar gidemeyeceksin.

Çünkü biz mahkumuz, deliler gibi bileklerimizden birbirine bağlı, kendi yatağımızda ölmeye. Ve senin ait olduğun cehennev burası. Başka şehirler gerek yok devirmeye üstüne. Başka bir oda başka bir salonları yıkıntılar haline getirmeye.

İkimiz de biliyoruz bunu.

Aynı fişekle ölmüştük hatırlarsın ilk gece. Ve kaderimiz yazılmıştı bembeyaz tebeşirlerin diliyle.

Gidemeyeceğin her yerden atacağın kartlar gibi. Her biri ön yüzünde farklı bir şehir olan ölüm tehdidi. Okumadan yırtacağım diğer tüm isimsiz zarflar gibi. Parçalanıyorum… Bir parçam evde kelepçeli! Bir parçam sokakları tutuyor. Valizinde bir diğeri. Bir başkası ayaklarının altında can çekişiyor. Senden önce gitmiş biri oralara, kolaçan ediyor. Ama ben sadece duruyorum, tam anlamıyla.

Sen gidemeyeceksin.

Adım gibi biliyorum …

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku