29. GÜN “AKŞAMDAN KAL”

S c r o l l D o w n

Akşamdan kalmalık değil artık bu. Başka bir yaşam formu. Her şeyin sonunu gördüm bu dünyada. Ama bunun sonu yok. Kuzey Atlantik göçmenleri gibi bembeyaz sisler arasından geçiyorum kafadan kafaya. Kafadan sabaha… Farkına varılmayan iyilikler gibi boşluğa asılıyor adımlar. Ve unutulup gidiyor, kapitalizm karşısında çıplak kalan, çıplak ölen romantizm gibi. Nerede son bulacak belli değil. Diyaloglar uçuşuyor bulanık silüetler arasında aslında hiç konuşulmayan. Sallanan bedenlere sözcükler değnek oluyor. Diyaloglar durmadan duraksamadan uçuşuyor. Onlara malik olamıyorum.

Bana “Sana katlanamıyorum!” diyor ama bahsi geçen babaannelerin Boşnak börekleri. “Bu çatı artık göçsün üstümüze!” diyor, sorduğu perdelerin renkleri… Evet. Ve sırtı sabaha karşı korkunç küfürbaz oluyor. Ben duyuyorum. Sakın bir öpücük alayım demeyin, kendinden geçiyor boynu, nefesime saldırıyor. Kriz beşiği sancılar kalbimle dövüşüyor. Kokusuna dokunmak en büyük pişmanlık! Anında tuz kum olup odaya dağılıyor. Ve bunların hepsini, hem de her seferinde, hayal meyal hatırlıyorum.

Dün gece de beni delirdiğim, aklımı kapı girişinde sekiz numaralı askıya verdiğim yerden almaya gelişi de rüya gibiydi, sabah yanında uyanmasaydım. Her zamanki gibi konuşmadan ensemi sevdi ve yerine oturdu. Fırlattığı her şeyi koşup geri getirebilirdim o an. Çantasından, önce günlerdir düzenli içmeyi beceremediğim ilaçlarımı, sonra ince sigara paketlerini çıkardı… Peşinden bir bira ve bira altlığı. İkimizin de mutlu olması için gerekenleri başka bir deyişle. Yalanları daha sonra konuşacaktık. Gülümsemeler nöbetleşe. Nasıl akıp gitti zaman, nasıl alıp gitti Canan, hepsi bölük pörçük. Hatırladığım son şey ilaçlarımı içmezsem tekila şişesine dokundurtmayacağı idi. Blöfünü gördüm.

Kaçta uyanmış olabilirim ki. Yanımda çıplak yatıyordu, saçları yüzünü örtmüş fakat rüyalarını apaçık ortada bırakmıştı. Ellerimle örttüm bahçe kapısını iki katlı ahşap evinin. Köpeğine bayat ekmek ıslattım…

Ne zaman çıktık, ne zaman geldik, beni ne uyuttu ve rimeli nasıl karnıma bulaştı? Neler yaşandığını tahmin etmek değil, olanlara tahammül etmek zordu. Kendime uyuyor numarası yaptım. O da bana uyuyor numarası yapabilirdi, hoşnut bir şekilde gözlerimi kapattım. Tekrar uyandığımda başımda bir ağrı, göğsümde bir dudak lekesi, küllükte yarım bir sigara ve mutfakta çatal bıçak sesleri vardı. Ortalık aydınlanmış ve eve zorla giren güneş ışığı gözlerimden girip yastıkta koyu kahve izler bırakıyordu. Dumanı büklüm büklüm dökülen. Yarım sigarayı alıp sabah öksürüğümü çağırdım. Yatakta oturdum ve sigara yakmama söylenmesini dinledim. Ama o, omleti neli yapacağından bahsediyordu. İşte yine başladık dedim kendi kendime. Aynı uyuşukluk, aynı ağrılar, aynı saklanan avazlar ve aynı hatırımdaki dağınıklıklar. Farklı bir sabahta aynı kanal.

Günaydın eski dostum, seni tekrar görmek güzel, açmayalım arayı, yarın sabah da akşamdan kal…

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku