36. GÜN “BİR EYLÜL DÖRTLEMESİ”

S c r o l l D o w n

1

Ben buyum, büyük boşluk. Chicago’da içki yasağıyım ben, sen 1942. Almanya’da bir Gestapo’da elektrik alıyorum yumurtalıklarımdan, gıdıklanıyorum. Toplatılan bir kitabım ben, adım kırmızı. Vesikayla dağıtılmış bir ekmeğim, ki karın doyurmam. Lisede sınıf tekrarıyım ben. Soba tutuşturmaktan başka bir işe yaramayan veresiye defteriyim emekli bir bakkalın. Her sabah külü ziyan etmeyip, evin yolunu açan. Gelin gibi süzülen, mahçup kar tanelerine aldırmadan. Çalınmış bir Şahin’im doksan dört model, camlarım açıldı mı kapanmıyor. Patlamaya yüz tutmuş bir tuvalet ampulüyüm, yanıp sönerim, değiştiren yok. Ama en azından bir şeyim. Ya babam gibi olsaydım. Ya da annemin düşünüp düşünüp yanlış hatırladıkları gibi…

2

Annesi olmayan çocukların hafızaları eksik olur, gülüşleri bir hayli neşeli. Günlerini doldurmak yerine kadehi seçerler ve sakiyle dört saniye göz göze gelmek onlar için yeterli. Hatırlamak istedikleri gelmez onlarla… Ve hiç yoksa bir buçuk senedir en ufak şeye sevinmemişlerdir. “Ki benim izafi kavramlarım iyidir.” Çok güzel kadınları olur bu adamların, hele uzun boylu ve ceketlilerse. Ama asla kıymetlerini bilmezler. Hangi aslan sirkçilerin kapanına sarılıp uyur! Maymun musun sen! Annesi olmayan çocukların uykuları da eksik olur! Gece vardiyasından dönen, karanlığı biçimsiz burunlarıyla delen adamları izlerler. Bir sigara yaparlar ve dumanını komşunun camına üflerler, hala paylaşmanın yalnızlığın çözümü olduğunu düşünürler. Ama annesi olmayan çocukların en çok fotoğraf albümleri ve kahvaltıları eksiktir.

3

Ben iki tren garı arasında boşluğum. Ben o fotoğraf albümlerindeki karelere yetişemeyen, hafızalara rengi solmuş bir karakter kadar olsun giremeyenim. Ben hiçbir şeyim bir anlamda, eğer anlarsan. Bir iki beden büyük ihanetlerin terzisiyim. Yanlış aşkların mümessili. Liseli bir kızın aşık olduğu tarih hocasıyım, başkasıyla evli. Hiç olmazsa bir biletim, sadece gidiş. Turist gruplarının içindeki Türk’üm, götte çıbanım. Dışlananım her istendiğim ortamda. Ama en azından bir şeyim, her şeyin değerinin altında bozdurulduğu bir yerde…

4

Ki o yer Turan Caddesine tekabül eder. Amerikancı Lütfü ustanın iki yan dükkanı. Ama randevu almadıysan ya da gömleğinin yakaları henüz iplenmediyse ve manşetlerinde meyhane masalarına sürtünmekten oluşan yağlı yıpranmalar eksikse, silahla giremezsin. Ben orada bir boka benzemeyen, yarımdan başka hesap bilmeyen çocukluğumu bozdurdum. Hee! İyi para da etti, Kurtuluş’lu Agop Dayı’yı kazıkladık biraz ama, o da benim sandalyeye çakılmış kızağımı aldı. Mahallede hiç kimsede yoktu. Ben, Selma Öğretmen’in kızı İlkin’i o kızakla tavladım. Gerçi bir de kamyonumuz vardı ama olsun. Kızağın payı daha büyük. Ki limon dilimi kadar bile olmayan dudaklarını ilk o kamyonun leylek yuvasında öpmüştüm ben. Heyecandan yaprak yaprak titreyerek. Ne gündü! İyi paraya bozdurdum.

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku