38. GÜN “EVE DAHA ÇOK VAR”

S c r o l l D o w n

Hayyam yokuşundan birbirlerine yaslanarak sallandı iki uğursuz adam. Düpedüz bir intihar girişiminden terk halde, saydılar kalan adımlarını elli dörtten geriye. Sayamadıkları tüm günlere inat. Hiç kayda geçmemiş hatıraların anca yarısı kadar. Saydılar. Katı bir yalnızlığı omuzlarının arasında ezdiler. Birinin paçasında kusmuk, diğerinin elinde siyah bir torba vardı. Minareler şangırdadı. Ağızlarına götürdüler soğuk namlusunu şişelerin ve BAM! Bütün göklerden öteye, yalnız boğuşarak merdivenlerle, düştüler. Bilmem kaçtan geriye. Saydılar.

Sen o sıra benim rüyamdaydın. Üşümüştün, tepemdeki lamba gibi titriyordun. İçim, badem şekerleri gibi tıkırdayarak ezildi. Biraz daha sarıldım rutubetten yol yol olmuş battaniyesine nöbetçi merkezin. Sarhoşluğumun örtüsü altında, duymazken berelerimi, seni içimde bir kış gibi yaşıyordum. Aç, koyu beyaz bir kış. Elimi soksam göğsümden içeri, dokunabilecekmişim gibi sırtüstü döndüm. Seni, linyit dipsizi siyah gözlerinden tuttum. Tavanda yıldız tozu damla damla nem, incecik bir romatizma sızısına bağlanmış uykum ile çektim çıkardım. Nasıl mutluydum inanamazsın. Ve bir anahtar girdi deliğe, parmaklıklar şangırdadı. Derken beni saldılar.

Sen o sıra benim rüyamdan çıktın. Birilerine kabus oldun, haberini aldım. Rahat duramadı gözbebeklerin, kurtulmak ister gibi sokağa saldın. Müthiş bir akşam üstünü deliksiz yaşıyordum. Her yanımda kül tozu yorgunluklar. Saçlarından güneş bulaşığı altın suyu damlalar halinde,  acelesiz, süzülürken, gözbebeklerinin yerinde benle, karşımda oturuyordun. Ben orada mıydım, bilmiyorum. Müthiş bir akşam üstünü deliksiz yaşıyordum ve ne olursa olsun, gece yaklaşıyordu. Güneşin her saniye binaların arasında eriyip gitmesine beraber şahit oluyorduk. Beraber şahit oluyorduk bir şehrin sırtını dönmesine. Bir aşkın kötürüm dizlerine beraber destek oluyorduk, kana susamış dişlerine aldırmadan. Gökte hilal, tavını çifte görmüş bir orak gibi çelik, ışıldıyordu. Sen o sıra gözlerinsiz, ezberinde kalan son bakışı duvar ederek bir çığlık attın, kubbeler şangırdadı. Kubbeleri Istanbul’un, bir depreme borçlu gibi, ellerinde ufalandı.

Hayyam yokuşundan birbirlerine yaslanarak sallandı iki uğursuz adam. Düpedüz bir intihar girişiminden terk halde saydılar kalan adımlarını elli dörtten geriye. Son defa çalınacak bir şarkı gibi gözü arkada, düştüler kendilerinden öteye. Saydılar. Eve daha çok var!

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku