54. GÜN “DELİRME GÜNÜ”

S c r o l l D o w n

Madam’ın sokağının sonuna doğru sallanan yokuşu arkamda bıraktığımda gözüm hala yan koltuktaydı. Tam ayrılırken açık pencereden fırlattığı ve bırakırken göz kırptığı paketi bacaklarımın arasına alıp, yeteri kadar hızlandığımı düşündüğümde kapıyı açarak yalnızlığı şarampole yuvarladım. Parçalara ayrıldı büyük hissizlik. Seninle tanıştırmadan önce aramız muazzamdı. Ne olduysa seni tanıdıktan sonra oldu. Huysuzlandı, aramıza girmeye kalktı. Geçen gece, peçeteye seni yok etme planları çizdiğini gördüm. Daha yolun başındayken icabına bakmam gerekirdi.

Bir görenin olma ihtimaline karşı, yönümü sürekli değiştirerek sözleştiğimiz yere doğru sürdüm.

Madam’ın kucağıma alelacele bıraktıklarını merak ediyordum. Benimle birlikte kurtulması gereken şeyler nelerdi? Ya da iyi niyetli bir güle güle hediyesi miydi sadece kutudakiler? Her ihtimale karşı, biz buluşmadan da bakmam gerekirdi. İlk karaltıda sağa çektim. Yavaşça açtım içini… On yaşındaki dizlerim çıktı. Madam’da ne arıyordu bunlar. Hiç vakit kaybetmeden kabuklarını kaşıdım yaraların, ama ellerim bugünkü ellerimdi, kanadılar. Arka koltuğa bıraktım yavaşça. Paketin içine tekrar baktım, on iki yaşındaki ciğerlerim. Kuzu gibi, telaşla sigaraya başladım. Sigaranın alevini tuttum içine kutunun. Koca bir çocukluk, tüm yaşanamamışlığıyla parça parça, gülünç anılar halinde bir kutuya sığdırılarak Madam Blanc tarafından otomobilimin sağ koltuğuna bilinmez hangi amaçla bırakılmıştı. Ancak gazilerin anlayabileceği bir tedirginlikle hediyemi yerine bıraktım ve marşa bastım.

Bu yol beni yıllardır planladığımız yere çıkaracak, eminim. Oğlum Selim arkamdan hır çıkaracak, Pembo aylardır sakladığı zulasını çıkaracak, Burhan Ziya cennetin kapısında isyan çıkaracak, düşündüğünün aksine Erdem’den gık bile çıkmayacak. Sen henüz O’nu tanımıyorsun.

Tam zamanında orada olacağına emin olmalıyım. Bu sefer hataya yer yok. Çıkarken ocağı açık bırakmalısın ve yatak odamızda pusuda bir mum! Balıkçılar kovalarını boşaltıp, Balat sessizliğe ve dumana büründüğünde, son yakamozunmuş gibi derin bir nefes ve doyumsuz bir yudum al. Orada olacağım. Arabamın selektörlerini iki kez yakıp söndüreceğim. Bu senin işaretin. Bütün değerli yokluklarım küllükte tutuşup sönecek. Bu da benim. Arabaya binerken dikkat çekme, acele etme, son bir kez inelim Kuledibi’ne, en dibine… Orada eski dostlarımdan biri karşılayacak bizi. Sağlam çocuktur, ne gerekiyorsa al gel dedim. Son bir kez de Şişhane’yi soluklayalım. Sana kareli odada anlatacaklarım var, gitmeden bilmen gerekenler. Bu yüzden aldırdım evindeki çiçekleri.

Oradan çıktığımızda hala gelmek istiyorsan daha fazla bekletmeye gerek yok günlüğündeki ölüleri. Saatin on iki olduğunda çıkar at. Seni alıp batık gemiye süreceğim, korsanlar gibi ölmeyeceğiz sevgilim, ama korkanlar gibi de olmayacak. Annemin yüzüğü parmağında ışıldayacak, sonra ön camda patlayacak. Benim içimde tufanlar, senin dudaklarında zambak soğanları patlayacak. Yeşerecek tutkun. Aşkın en olamayacağını tadacağım ağzından, gözlerimiz bir ormana konacak.

Madam Blanc’ın kutusu senin kucağında, güzel başın benim, elimdeki sigarayı son kez kutuya tutacağım. Gündoğumu turuncusuna boyanacak ateşle Madam’ın beyaz geceleri. Önce emin olacaksın zamanının geldiğinden. Sonra sesin gayetli çocuk, lunapark ışıkları gibi heyecanlı, tekerleme gibi bir dua ile kulaklarımdan öpecek. Bu sefer sen düzelteceksin alnıma sallanan perçemi, camlardan yavaş yavaş giren tuzlu su seni ve beni, yani bizi yarınlardan silecek. Sevgilim, bunu bizden başka kimse bilmeyecek!

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku