6. GÜN “MUTAD”

S c r o l l D o w n

On iki lira param, beş lira alacağım, yarım kilo şarabım vardı. Tek gözü görmeyen kızdan ateş istedim. Kararsız yağmur bulutları, öğle üstünü geceye çeviriyordu. Salyaları akmış bir sokak köpeğinin açlığı gibiydi içimdeki boşluk, ensem terlemişti. Yollar kıvrıldıkça yürüdüm. Eski, ince, uzun Rum binalarındaki melek figürlerinin kanatları kırık; pencerelerden sarkmış ihtiyar kadınların göz çukurları, bir kafatasınınkiler gibi karanlık ve dipsizdi. Memleketlerinde birer yabancıydılar.
Dördüncü yılını doldurduğumda yalnızlığımın, ben de aynı yabancılığı yaşamıştım. Rezil otellerimin delik balkonlarından boşluğa bakarak şiirler yazmıştım. Kimse onları görmemişti. Kimse beni görmemişti. Fark edilmeyecek kadar silikti silüetim. Nasıl da bir çırpıda çıkmıştım ordan, o sefil yalnızlıktan; çocukça fakat ciddi, kimselere belli etmeden, kendimle konuşarak…

Sen delirirken herkes yabancı kalır. Herkes yabancı kaldıkça delirirsin ya da. Tutar bir mısranı bir mızrak gibi fırlatırsın, bulutlara saplanır, kan yağar. Sığınacak bir saçak altı bulamazsın. Ben, ancak bulabildiğim bu kuytulukta, işte bu kan yağmurundan kaçarken ateş istedim tek gözü görmeyen kızdan. Kibritini verdi. Yağmur, kıpkırmızı, mazgallardan kayıyordu. İstanbul’un temeli kanla besleniyordu. Senin yüzünden. Ya da benim. Kibriti çaktım, yüzümüz pembe aydınlandı. Pangaltı’nda yolumuzu şaşırdığımızda ağaçlar yapraklarını döküyordu. Ay tepemizde bir orak gibi parladı. İpince bir rüzgâr kızın saçlarını dağıttı, ben ceketimin yakalarını kaldırıp yeni ve bembeyaz bir cigara yaktım. Yürüdükçe kayboluyor, Beyoğlu’nun pis kokulu çamuruna saplanarak kendimizden ve birbirimizden nefret ediyorduk. Böyle de olmalıydı. Geceleri yalnız ve yanlış dolaşmanın mutadı budur; hızla kaybolarak ve izmaritlerini ayaklarınla ezerek sokak kedilerinin parlak gözlerinden manayı, bitmiş orospular ve kırgın sarhoşların sırtında tüten mor dumanlı kokulardan maddeyi sorar, fakat ne var ki bulamazsın.

Şehir büsbütün sarhoştur artık…

Kimselere değmeden, çöp kalabalığı sokaklarda yürüdük. Gece sabaha yıkılırken, uzak ve boğuk çığlıklar yükseldi ve kesildi. Birbirimize sokulduk. Yıldızlar çoktan çekip gitmişlerdi, zaten yorulmuştuk. Bir başka şarkıyı patlattı tekerlekleri, ıslak virajları dönerken taksilerin. Elini tuttum tek gözü görmeyen kızın. Sustuk ve öpüştük. Sağdan soldan boş ve koyu bakışlar gelmedi. Bir şeyler tadımızı kaçırıp ağzımızı kurutmadı. Her şey ne kadar da yanılmışçasına yolunda gidiyordu. Kız sonra kulağıma bir şeyler fısıldadı, anlayamadım.

Neden sonra Asmalımescit’te buldum kendimi. Şapkam ve ruhum yerindeydi. Sokağın ortasında tek başımaydım. Ellerim tek tek yerlerindeydiler. Yeni ve upuzun bir cigara yaktım. Dumanlar gözlerimi yaşarttı. Gerçekten dumanlar yaşarttı gözlerimi. Zaten on yıldır başka türlü ağlayamamıştım.

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku