71. GÜN “CHAMARTIN’DEN AYRILIŞ”

S c r o l l D o w n

Chamartin’den ayrılma kararını birlikte vermiştik. Doğruydu sarhoşluğumuz. O, Violetta’yı son bir kez görebilme umudunu taşıyordu içinde, benimse kaçmaktan yorulamayacağım bir geçmişim vardı. Boş valizlerle terkettik Madrid diye bildiğimiz o karanlık sokakları. Yoksa haberdardık elbet La Noche en Vivo mekanlarından. Şırıl şırıl akan flemenko akşamlarından. Ne yazık, ışıklar altında çirkindik ikimiz de. Bu yüzden bütün bir şehre cepheden baktık. Gidecek bir yerimiz olmadığından, Agustin’in ezber ezber istiflediği adresleri, yakınlık sırasına göre dizerek ve Violetta’yı bulma umudunu gizliden gizliye tüketerek geçmiştik Cebelitarık Boğazını…

Buradan sonrası çaresizlikti açık açık. Eski bir hatrı tahsil etmeyi umuyordu Agustin Rabat’ta. Bense Casablanca’da bir kaç günde, bir kaç aylık para kazanabileceğimizden emindim. Neyse ki buna gerek kalmadı. Rabat’taki dostumuz Yassine’i bulmak bir hayli kolay oldu. Buluşmak ise o denli zor. 3. Günün sonunda Avenue Annaur’da bir çatı katı ayarlamıştı Yassine. Hem burada görüşecek, hem de gidene kadar burayı ‘maison sécurisée’ bilecektik. İlk akşam mazi sohbetleri ve bolca Fransız (tabi ki) şarabıyla geçti. Öyle yorgunduk ki, çok daha azı yetebilirdi. Yassine çıkarken bir kaç binlik ve biri araç olmak üzere iki anahtar bıraktı. Mümkün olan en kısa zamanda tekrar uğrayacaktı…

Agustin Adriano ve Yassine Marouane’nin tanışları hayli eskiydi. Agustin, Fas’ta kendine ait küçük bir hükümdarlık kurmuş olan bu Fransız özentisi kaşarlanmış gangster için çok kıymetli birini doksanların Moskova’sından kılına rüzgar değdirmeden Paris’e kaçırmıştı. Kim olduğu detayı konu her açıldığında özenle atlandı. Bu olayın ardından yakınlaşmışlar. Neden sonra Portekiz ekonomik krizi patlayınca, kara borsadan milyonları iç etmişler. Bu yapay hükümdarlığın temellerinde belki de o esküdoların tomarları yatmakta. Bu yüzden midir ki Atlas okyanusuna bakar misafiri olduğumuz bu pencereler. Bu yüzden midir ki pahalı şaraplar su gibi akar. Belki.

Burada rahatımız yerindeydi ancak huzurdan ve olmak istediğimiz coğrafyalardan çok çok uzaktaydık. Yine de ihtiyacımız olan nefesi almıştık. Aylardır ilk defa dinleniyorduk ve aylardır ilk defa birimiz arkayı kolaçan etmiyordu. Buna rağmen kafamızı kurcalayan bir soru vardı. Yassine ne zaman gelecek? Burada kalmak gibi bir niyetimiz yoktu. Belki kendimizi oyalayacak işler bulabilirdik burada. Ufak tefek şeyler. Ama böyle bir amacımız yoktu. Biz sadece biraz huzur istiyorduk, peşinden koşmaya değer bir karşılaşmanın hevesinde ömrümüzü tüketirken. Hem Agustin Adriano bunca tecrübesiyle sahada çalışmak için fazla bilgeydi. Benimse karşı karşıya gelmemem gereken, her daim lazım olabilecek ortaklarım vardı. Ve bu cehennemde kimin kimin adamı olduğu, öldürülmeden anlaşılmazdı.

Yassine tam bir hafta sonra geldi. Uzili iri kıyım korumalarının yanında, silahlardan daha koyu bakan gözlere sahip kuzgun esmeri kadınlarla. Bordeaux şaraplarına kana kana köpek öldüren muamelesi yapılırken bir yandan da Yassine’e planlarımızı anlatmaya çalışıyorduk. Uygun olmayan bu ortam, bu fırsatı yakaladığımız tek şanstı ve Agustin kadınları hiç bir müdahaleye fırsat bırakmaksızın postaladı. Yassine, durumun ciddiyetini anca anlayabilmişti. Burada kalmak istememize biraz alınmıştı kötü kalpli katil. Kadife kıvamındaki kadehlerce şarabın elbette etkisi vardı bunda. Gitme arzumuza saygı da duyuyordu aynı zamanda.

Planı, ciddiyetimi boy boy büyüterek anlattım. Agustin de gerekenlerin üzerinden geçti. Gecenin sonunda, gittiğimiz yerde olacak bir buluşmaya aracılık etme sözü karşılığında Yassine ile anlaştık. Bir ay daha burada kalmamız gerekiyordu yalnız.

Bekleme süresi biraz uzadı.

İkinci ay dolmamıştı ki İstanbul’daydık.

izmir escort antalya escort antalya escort antalya escort

Best of turkish Hack forumu visit us.

Online Hack haber Oku